Birçok insan yalnızlığı tek başına olmakla ilişkilendirir. Oysa terapi odasında en sık karşılaşılan yalnızlık türlerinden biri, bir ilişkinin içinde hissedilen yalnızlıktır. Aynı evde yaşayıp duygusal olarak temas edememek, konuşuluyor gibi yapıp anlaşılmamak, ihtiyaçların görülmediğini hissetmek bu yalnızlığın temel bileşenleridir.
Çiftler genellikle terapiye belirli şikâyetlerle gelir: “Sürekli kavga ediyoruz”, “Hiç konuşmuyoruz”, “Eskisi gibi değiliz”. Ancak bu şikâyetlerin altında çoğu zaman ortak bir duygu yatar: Bağ kopuyor hissi. İlişkideki sorunlar genellikle bir anda ortaya çıkmaz; küçük kopukluklar zamanla birikir.
İlişkilerde tekrar eden tartışmaların dikkat çekici bir özelliği vardır: Konular değişse bile duygular değişmez. Bir taraf kendini değersiz, görülmeyen ve yalnız hissederken; diğeri sürekli eleştirilen, yetersiz ve köşeye sıkışmış hisseder. Bu duygular ifade edilmediğinde, ilişki savunma ve saldırı döngüsüne girer.
Çoğu çiftte şu örüntü görülür: Bir partner daha çok yakınlık ve konuşma isterken, diğeri geri çekilir. Geri çekilen taraf genellikle “daha az önemsiyorum” sanılır; oysa çoğu zaman bu geri çekilme bir korunma biçimidir. Çatışma, kişi için duygusal olarak fazla yoğun hale geldiğinde mesafe koymak güvenli hissettirir. Ancak bu mesafe, diğer partnerde terk edilme ve yalnızlık duygusunu artırır.
Çift terapisi, bu döngüyü görünür kılmayı amaçlar. Terapide mesele kimin haklı olduğu değildir. Asıl odak, çiftlerin birbirlerine nasıl ulaştığı ya da ulaşamadığıdır. Terapötik süreçte duygular yeniden adlandırılır, suçlamaların altında yatan ihtiyaçlar ortaya çıkar. Çiftler genellikle ilk kez “beni kızdırdığı için değil, beni duymadığı için bu kadar öfkeleniyorum” noktasına gelir.
İlişkide yalnız hissetmek, sevginin bittiği anlamına gelmez. Çoğu zaman bağ hâlâ oradadır, ancak üzeri kırgınlık, yorgunluk ve hayal kırıklığıyla örtülmüştür. Çift terapisi bu örtüyü yavaşça kaldırmayı hedefler.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.
16/01/2026
15/01/2026
15/01/2026