Ölüm Nasıl Anlatılır Ki?

Yazar Ebru Demir KaraPsikolog • 29 Ağustos 2018 • Yorumlar:

Afacan Louie, 8 yaşındadır ve her yıl doğum gününü, pastasındaki mumları üfleyerek sevdikleriyle birlikte kutlamaktadır. Doğum günü olurda hediye olmaz mı?, Louie ailesinden ve arkadaşlarından aldığı hediyelere mutlu olmaktadır, bu hediyeler dışında her yıl düzenli olarak büyük annesinden hediye kazak gelmekte ancak Louie büyük annesine teşekkür etmeyi ihmal etmektedir. Son doğum gününün ardından yine teşekkür etmeyi erteleyen Louie büyükannesini aniden kaybeder. Louie için şaşkınlık, merak ve belirsizlik duyguları karmaşık şekilde yaşanmaya başlar. Bir konuşma sırasında kazağı neden onun yeni adresine yollamıyorsun? Herkesin mutlaka bir adresi vardır.” cümlesini duyunca Louie’nin büyükannesinin yeni adresini arama serüvenine başlar. Önce babasına “büyükannem  nerede?” diye soran Louie “Tanrı nın yanında diye cevap alınca “Tanrı nerede?” diye sorusuna devam eder bu kez de babasından “Tanrı her yerde.” diye bir cevap alır. “Tanrı her yerdeyse büyükannem her yerde” der ancak bu cevap onu tatmin etmez.

Sonra kiliseye gider rahip e “büyük peder sen misin” diyerek büyük annesinin adresini ona da sorar. Rahip: “hayır ama onun için çalışıyorum. Büyükannen ebediyete gitti “der adres isteyen Louie ile baş edemeyen rahip “benim ilk iş günüm pederi çağırayım.” der Louie yine cevaptan memnun değildir. Louie İslam bilginine göre cennete gitmiştir, Viking mitolojisinde Valhalla ya ulaşmıştır, bazen de kutsal krallıkta olabilir.

Ölüm kavramını anlamaya çalışırken yaşanan kafa karışıklığını anlatan küçük afacan Louie nin hikayesinden yapılan alıntılar bu işin ne kadar hassas ve karmaşık olduğunu bizlere göstermektedir. Bir kayıp sonrasında ölüm hakkında konuşmak çok zordur. Sadece çocuk değil yetişkin de bir yakınını kaybetmiş olacağından yetişkin de çocuk gibi yas sürecinde olabilmektedir. Yetişkin çocuğu üzmeden incitmeden konuşmakta zorlanabilir ve bu olay önemsizmiş gibi davranabilir. Çocuğun ölüm kavramını nasıl algılayacağı ve ölüme nasıl tepki vereceği daha çok ebeveynlerin davranışlarına bağlıdır. Çocuklar gelişim dönemlerinin özelliklerine göre ölümü anlamdırırlar.

0-2 yaş çocuğu anlama yeteneğinde değildir, ama bağlandığı kişiden ayrıldığında ayrılık anksiyetesi yaşar.

3-5 yaş çocuğu Ölümü geri dönülebilir bir olay gibi algılar. Ölümün insandan insana geçtiğine, böylelikle başkalarının ve kendinin de bundan ötürü öleceğine inanır ve korkar.

6-10 yaş çocuğu geri dönülmez, sona erme olarak görür. Kendinin ölebileceğini kavrayamaz.

11-13 yaş çocuğu evrensel ve sona erme olarak görür. Ölümün biyolojik yönleri ve cenaze töreninin ayrıntılarıyla ilgilidir.

14-18 yaş çocuğu soyut biçimde kavrar. Tehlikeli durumlar sonucu ölebileceğini bilir.
 

Her çocuk gelişim basamağına uygun tepkiler vermeyebilir çünkü her çocuk ayrı bir bireydir ve her bireyin geçmiş deneyimleri farklıdır. Bazen bir çocuk şok aşamasını sessizce geçirirken diğeri sürekli ağlayabilir. Anne- baba kaybından birinde çocuklardan biri sürekli ağlarken, diğeri oyunlarına devam edebilir. Bu durum garip gibi görünse de her çocuğun acıyla baş etme yöntemi farklıdır, ancak oyun oynayan çocuğun üzgün olmadığı varsayılarak destek aşamasında atlanması rastlanan bir durumdur. Bu durumda bir çocuk yas tepkisi göstermediği için acısı yok sayılabilecektir, bu durum gözden kaçırılmamalıdır.
Çocuklardan acılarını bastırmaları, yok saymaları istenmemelidir. Çocuktan güçlü olmasını istemek, erkekler ağlamaz gibi söylemler son derece yanlıştır. Acısını, duygularını ifade etmesine izin vermek, onu bu koşulları hazırlamak yerinde olacaktır. Çocuğun yanında kayıptan ve yasımızdan bahsetmemek, sürekli olarak onu üzmemeye çalışarak konuyu kapatmak çocuğun yas sürecini çok daha ağır ve sancılı geçirmesine neden olacaktır.

Yakınını kaybetmiş bir çocuğa yaklaşım,

  • Açık ve dürüstçe olmalıdır. Geçici öyküler anlatmak, çocuğun kafasındaki soru işaretlerini çoğaltacaktır.

  • Ölüm sonrasında çocuğun ölümle ilgili ve ölen kişiyle ilgili konuşmasına fırsat tanınmalıdır. “Öldü” yerine “gitti” eylemini kullanmak, çocuğu beklenti içine sokabileceği gibi, ölen kişiye olan öfkesini de artırabilir. “giden geri gelir, o zaman neden o geri gelmemektedir?”

  • Ölüm olmamış gibi davranmak çocuğun iç huzursuzluğunu artıracağı için uygun koşullarda uygun ölçülerde uygun ifadelerle duyguların ifadesi çocuğu rahatlatacaktır. “çok üzülüyorsun bende çok üzülüyorum” gibi

  • Çocuğun günlük hayatındaki işlevlerini ihmal etmemesi önemli, günlük sorumluluklara imkanlar ölçüsünde devam etmek uyum sürecini kolaylaştıracaktır.

Unutmayalım ki, bir varmış bir yokmuş arasındayız.  Yanı başımızdakilerle mutlu ömür dileği ile…

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yorumlar: (0)